Kısa Cevap
Sınır dışı kararına karşı dava süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür (6458 sayılı YUKK m.53/3) ve hak düşürücüdür; süre geçtikten sonra açılan dava esasa girilmeden süre aşımından reddedilir. Geriye kalan gerçekçi yol, tebligatın usulüne aykırı yapıldığını ileri sürmektir: 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.32 uyarınca muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır. İdari gözetime karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru ise süreye bağlı değildir.
Sınır dışı kararının tebliğinden sonra yedi gün geçtiyse tartışma bitmez; asıl mesele sürenin hangi tarihten işlemeye başladığıdır. Aşağıda önce sürenin niteliği, sonra süre geçmişken atılabilecek somut adımlar var.
Sınır dışı kararına itiraz süresi kaç gündür?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.53/3 uyarınca yabancı, yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Aynı fıkra, mahkemeye başvuran kişinin bu başvuruyu kararı veren makama da bildirmesini öngörür.
Bu yedi gün hak düşürücü süredir: zamanaşımı gibi karşı tarafça ileri sürülmesi gerekmez, durmaz ve kesilmez. Mahkeme dilekçeyi ilk incelemede süre yönünden kendiliğinden denetler ve süre geçmişse davayı reddeder (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.14/3-e ve m.15/1-b).
Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetki bakımından özel bir kural bulunmadığından İYUK m.32 işler: dava, işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde, yani sınır dışı kararını veren valiliğin bulunduğu ildeki idare mahkemesinde açılır. Süre, İYUK m.8 uyarınca tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işler. Sürecin bütününe ilişkin genel çerçeve için deport kaldırma süreci başlığına bakabilirsiniz.
Yedi gün içinde dava açılmazsa doğan iki sonuç
Birincisi usule ilişkindir: süre geçtikten sonra açılan dava, iddialar ne kadar güçlü olursa olsun esası incelenmeden süre aşımından reddedilir. Mahkeme, kararın hukuka uygun olup olmadığını tartışmaz.
İkincisi fiilî sonuçtur. YUKK m.53/3'ün son cümlesi, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceğini söyler. Dava açılmadan süre dolduğunda bu kanundan doğan durma ortadan kalkar ve karar icra edilebilir hâle gelir. Kişi geri gönderme merkezindeyse bu, en kısa sürede hareket etmeyi gerektiren bir aşamadır.
Kararı tercüman olmadan imzaladıysanız tebligat tartışılabilir
YUKK m.53/2, sınır dışı kararının gerekçeleriyle birlikte tebliğ edilmesini; yabancı bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisinin veya yasal temsilcisinin kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilmesini zorunlu kılar. Anayasa m.40/2 de devlete, işlemlerinde ilgilinin hangi kanun yollarına ve mercilere hangi sürede başvuracağını belirtme yükümlülüğü yükler.
Bu iki kural birlikte okunduğunda savunmanın çerçevesi şudur: kişinin anlamadığı bir dilde düzenlenmiş bir formu, tercüman bulunmadan imzalamış olması tek başına "bilgilendirme yapıldı" anlamına gelmez. Tebliğ evrakında itiraz mercii ve süresi hiç yazmıyorsa ya da tebligat parçası imzadan ibaretse, tebliğin usulüne uygunluğu tartışmaya açıktır. Sınır dışı kararının tebliği idari tebligattır ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine tabidir (Tebligat Kanunu m.45).
Burada garanti yoktur: tebliğin usulsüz sayılıp sayılmayacağını, dosyadaki belgelere göre mahkeme takdir eder.
Usulsüz tebligat nedeniyle süre yeniden işler mi?
Tebligat Kanunu m.32, usulüne aykırı yapılmış tebliğin muhatabın tebliğden haberdar olması hâlinde geçerli sayılacağını, bu durumda muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edileceğini düzenler. Pratik karşılığı şudur: tebligat usulsüzse yedi günlük süre, evrakın imzalatıldığı tarihten değil, kişinin kararı gerçekten öğrendiği tarihten işler.
Bu bir muafiyet değil, bir tarih değişikliğidir. Beyan edilen öğrenme tarihi denetime tabidir; dosyadaki veriler daha erken bir öğrenmeye işaret ediyorsa mahkeme yine süre aşımına hükmedebilir. Bu nedenle öğrenme tarihi, iddia olarak değil belgeyle desteklenen bir olgu olarak sunulmalıdır.
Öğrenme tarihi dava dilekçesinde nasıl ortaya konur
- Dilekçenin giriş kısmında öğrenme tarihi açıkça yazılır ve kararın hangi olayla öğrenildiği anlatılır: yakının bilgilendirmesi, merkeze avukat görüşmesi, dosya örneğinin elde edilmesi gibi.
- Tebliğ evrakının ve imzalatılan formun örneği il göç idaresinden istenir; verilmezse mahkemeden ara kararla istenmesi talep edilir.
- Evrakın hangi dilde düzenlendiği, tercüman kaydı bulunup bulunmadığı, itiraz mercii ile süresinin yazılıp yazılmadığı tek tek gösterilir.
- Tarihi somutlaştıran kayıtlar eklenir: vekâletnamenin düzenlenme tarihi, geri gönderme merkezine avukat görüş kaydı, kişiye ait belge talebinin tarihi.
- Dilekçede süreye ilişkin bu açıklama ile kararın esasına yönelik iptal sebepleri birlikte ileri sürülür; mahkeme süre itirazını kabul ederse esasa doğrudan geçilebilsin.
Avukatlık ücretini karşılayamayacak durumdaysanız baro adli yardımı yolu ayrıca işler; bu başvurunun süreyle ilişkisi için deport davasında baro adli yardımı başlığına bakın.
Sınır dışı davası ile idari gözetim itirazının süre farkı
Dava süresini kaçırmış olmak, geri gönderme merkezinde tutulmaya karşı başvuru hakkını tüketmez. Bunlar ayrı mercilerde ve ayrı kurallarla yürüyen iki yoldur.
| Karşılaştırma | Sınır dışı kararının iptali | İdari gözetim kararına itiraz |
|---|---|---|
| Merci | İdare mahkemesi (YUKK m.53/3) | Sulh ceza hâkimliği (YUKK m.57/6) |
| Süre | Tebliğden itibaren 7 gün, hak düşürücü | Kanunda başvuru için süre öngörülmemiştir |
| Tekrar başvuru | Aynı karara karşı yeniden dava açılamaz | Gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvurulabilir |
| Başvurunun etkisi | Süresinde açılan dava, sınır dışı işlemini yargılama sonuna kadar durdurur | Başvuru idari gözetimi durdurmaz; hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir |
Dilekçe idareye verilirse yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır (m.57/6). Tahliye talebinin nasıl kurulacağı geri gönderme merkezinden çıkış yolları başlığının konusudur.
Süre aşımından ret kararı sonrası kalan yollar
Süre aşımından verilen ret, kararın hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez; mahkeme esası hiç incelememiştir. Bu ayrım sonraki başvurularda açıkça vurgulanmalıdır.
Kişi YUKK m.55 kapsamında hakkında sınır dışı kararı alınamayacak durumdaysa — örneğin gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalma konusunda ciddi emare bulunması, ciddi sağlık sorunu, yaş veya hamilelik nedeniyle seyahatin riskli görülmesi gibi — bu durumu gösteren güncel bilgi ve belgeler idareye sunulup değerlendirme istenebilir. İdarenin bu değerlendirmede takdir alanı vardır ve sonuç önceden söylenemez.
Kaldırılma riski somutlaşmışsa, Anayasa Mahkemesi'ne tedbir talepli bireysel başvuru ve AİHM tedbir yolu ayrıca gündeme gelir; bu yolların işleyişi sınır dışı davası reddedildikten sonraki tedbir başvuruları başlığında ele alınmıştır. Mevzuat metni için 6458 sayılı Kanun'un güncel metnine ve idarenin açıklamaları için Göç İdaresi Başkanlığı'nın sınır dışı etme sayfasına bakılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın tebligat evrakı ve tarihleri farklı olduğundan somut durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Her dosya kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir. Son güncelleme: 23 Eylül 2026.